Kızgınlık, sinirlenme:
Japonlar özellikle bir topluluk içinde karşısındakine kızsa bile
çok nadir olarak açık olarak kızgınlıklarını gösterirler. Kendilerinin
yüzde yüz haklı olduklarına inansalar bile karşısındaki kişiyi sakinleştirmek
için özür dilerler.
Bir kişinin sinirlenip kendini kaybetmesi çocukça kabul edilir,
bu sebeple Japonların çoğu sinirlendiklerinde otomatik olarak sinilerini
bastırmayı tercih ederler.
İki kişi analaşmazlık içine girer veya bozuşurlarsa bunu tartışarak
veya beraber içki içmeye giderek dostluk çerçevesi içinde çözmeye
gayret ederler.
Üzüntü:
Kızgınlık göstermek her ne kadar kötü ise, Japonların üzüntülerini
ifade etmek için oldukça usta yolları vardır.
Bir Japon’un toplumda yetişkin olarak kabul görmesi için acı ve
üzüntüsünü hafif bir gülümsemenin arkasına gizlemesi gerekir. Buna
“kao de warau kokoro de naku” (Yüzü gülüyor
fakat kalbi ağlıyor).
Erkeklerin üzüntülerini gizleme ve duygularını kontrol etmeleri
beklenmesine rağmen bir erkeğin ağlaması doğal olarak karşılanabilir.
Buna “otokonaki denir, aslında bir erkeğin
göründüğü kadar soğuk ve duygusuz olmadığını gösterir.
”Morainaki” “sempati ile ağlama” anlamına gelir ve zayıflıktan
ziyade insan duygusu belirttiği için doğallıkla karşılanır.
Eğer yaşlar içinde ağlayan bir Japon görürseniz bu her zaman o kişin
üzüntülü olduğu anlamına gelmez. Bu büyük bir mutluluk göstergesi
de olabilir ve “ureshinaki” denir.
Telepati:
Utangaç, sessiz olmak Japonya’da bir fazilet olarak görülür, özellikle
söz konusu romantik duygular ise.
Bir kişinin isteklerini açık olarak söylemesi en iyi şekli ile
saflık en kötü şekli ile kabalık olarak karşılanır. Bunun sebebi
ise teklifi yapacağınız kişiyi zor duruma düşürme ihtimalinizdir.
Japonlar sessiz iletişime oldukça duyarlıdırlar. Bir şeyi açık
olarak söylemek yerine usta ifadeler ile karşısındaki kişiye aktarırlar.
Birçok Japon için iletişim kurmak için konuşmayı değil duyguları
ve telepatiyi tercih ederler. Aynı şekilde karşısındaki kişinin
kendini söz ile değil telepatik olarak anlamasını beklerler.
Japonlar direk olara “hayır” demekten nefret ederler bunun yerine
“kangaete mimasu” (“bu knuyu bir düşüneyim”),
“zensho shimasu” (“bu konuda ne yapabileceğime
bakacağım”), veya “ saa...sore wa chotto...”
(“hmm, sanırım bu pek kolay olmayacak”) şeklinde sözler kullanırlar.
Bu aslında nahoş durumlardan kaçınmak amacı ile yapılır, fakat her
şeyi açık açık söylemeyi tercih eden batılılar tarafından oldukça
sıkıcı olan bir durumdur.
Bazen konuşma esnasında Japonlar bir anda kafalarını evet şeklinde
sallayan dinleyici durumuna geçebilirler, bu konuşan kimsenin karşısındaki
Japon’un her şeyi tasdiklediğini zannetmesine yol açabilir, fakat
aslında tam tersi oluyor olabilir. Japonlar ile anlaşabilmek için
sürekli olarak uyumlu ilişkiler kurmaya, tartışmalardan kaçınmaya
ve onların duygularını antma biçimini anlamaya çalışmanız gereklidir.